Dünyada İyilik Elcimiz ve Pek Cok ülkede Türklerin Elmas Cocugu olarak adlandırılan ERSIN FAIKZADE, Ahmet Selcuk İlkan ve Selami Sahin ile birlikte yapmıs oldugu albumu ,uzun yıllardır kendisinden album bekleyen tüm sevenleri ile bulustu.
Büyük bir sevgi dalgası haline gelen cd albumu sevenlerinin yogun istegi ile Türkiye nin bütün muzik marketlerinde yerini aldı ve Gönülden Ersin Faikzade yi seven takipcileri aldıkları cd ler ile fotograflar cektirip Türkiye nin heryerinden bu fotografları paylasıyorlar.Büyük bir sevgi ailesi olusturan Faikzade cıktıgı her tv programı ve radyosunda büyük ilgi goruyor.
Yurt dısındanda cok ilgi goren album özellikle Latin Amerikada ve İran ve Orta Dogudada İtunes ve Amazon.co.uk siteleri arayıcılıgı ile satılmakta.
Dünya radyolarıda sarkılara yer vermekte. İNSANLARIN GONLUNU FETHEDEN SANATCININ SEVENLERİNİN FOTOGRAFLARI:
Medyada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Medyada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Mayıs 2013 Pazartesi
ERSIN FAIKZADE 12.ROTABEST TURKIYE BARIS İNSANİ SECİLDİ
ERSIN FAIKZADE ,Dünya İyi Niyet Elcisi,Ses Sanatcısı ve yazar,Diplomatik sanatcımız Faikzade
28 Nisan 2013 pazar gecesi Sakıp Sabancı Muzesindeki büyük törenle 2013 BARIS İNSANİ ÖDÜLÜNÜ ALDI.
Dünyada yapmıs oldugu insani calısmaları ile pek cok ünvan ile ödüllendirilen Ersin Faikzade ,Sahneye ödülünü almaya gelirken Rotary Guvernörü ve Sunucu Jess Molto tarafından ''Türkiye'nin Elmas Cocucu olarak '' sunuldu.
Davetlilerin yogun alkısları arasında Faikzade Barıs adına ve insanlık icin bir konusma yaptı.
ERSIN FAIKZADE ''OUR WORLD NEEDS LOVE '' Logosu sahnede yer aldı.
Törenden fotograflar:
Can Dündar ile görülüyor
28 Nisan 2013 pazar gecesi Sakıp Sabancı Muzesindeki büyük törenle 2013 BARIS İNSANİ ÖDÜLÜNÜ ALDI.
Dünyada yapmıs oldugu insani calısmaları ile pek cok ünvan ile ödüllendirilen Ersin Faikzade ,Sahneye ödülünü almaya gelirken Rotary Guvernörü ve Sunucu Jess Molto tarafından ''Türkiye'nin Elmas Cocucu olarak '' sunuldu.
Davetlilerin yogun alkısları arasında Faikzade Barıs adına ve insanlık icin bir konusma yaptı.
ERSIN FAIKZADE ''OUR WORLD NEEDS LOVE '' Logosu sahnede yer aldı.
Törenden fotograflar:
Can Dündar ile görülüyor
6 Ağustos 2011 Cumartesi
DUNYA IYI NIYET ELCISI SANATCI ERSIN FAIKZADE 29. Yasına Girdi!
Dünyanın pek çok yerinde adı saygı ve sevgi ile anılan Dünyaca ünlü ses Sanatçısı ve Dünya insan hakları örgütünün iyi niyet elçisi ünvanını verdigi''ERSIN FAIKZADE''nin dogum günü tüm dünyada sevenleri tarafından 29 yıllık başarılı hayatı kutlanıyor. Kıtalararası sürdürdügü insani projeleri ve muhtesem sesi ile verdigi konserler ile dünyada pek çok insanın gönlünde yer eden sanatçı çok büyük takdir topluyor.
Özellikle İnsan hakları örgütü ve yabancı ülkelerdeki hayranlarının hazırladıgı videolar ve fotografları pek çok sitede yer alıyor.Pakistan'da ''Barışın Sesi'',Amerika'da '' Türkiye nin Elmas Cocugu'', İran'da ''Sevginin sesi'', Arap ülkelerinde '' İnsanlık Elcisi'' ,İtalya'da ''Yüksek Ses'' gibi lakaplar ile hayranları arasında anılıyor.
World famous Turkish star singer and Goodwill ambassador Ersin Faikzade's 29th birthday today.With a life full of success in the past.an artist known all over the world with respect and goodwill ambassador.You can see this photo album Artist's private photographs.Ersin Faikzade is the name of great projects and concerts.
WORLD APPRECIATES HIM
30 Temmuz 2011 Cumartesi
LEGENDARY SINGER SATTAR AND ERSIN FAIKZADE DUET ''SIMIN BARI''
Media – WAALM facilitated a duet of this song for the second time with Turkish rising
star, Ersin Faikzade, featuring the legendary Persian Pop-tenor, Sattar.
PERSIAN & TURKISH DUET:
The first Persian – Turkish duet of ‘Simin
Bari’ took place in Iran in 1970s, when
The Turkish diva, Emel Sayin and the late
Jamshid Sheybani performed that song
on the national television along with
Maestro Rohani on Keyboards. Emel
Sayin’s visit was in fact due to a fund
raising tour benefiting the victims of a
devastating earthquake in Turkey and
fostering cultural exchange.
ABOUT THE VOCALISTS:
SATTAR is a Pop-tenor, Oratorio singer who has
recorded over 350 songs, has released more than
30 albums and performed in 23 countries, from
Kodak Theater in LA, USA to ‘The Royal Albert
Hall’ in London, England, to ‘Lan Xess Arena’ in
Germany.

He is the favourite of The Persian Royal Family
and Persian's most idolized vocal artist of our
contemporary time.
Sattar's fame began at the age of 22 with the
release of the theme song "Khaneh Bedosh" to
"Morad Barghi", a popular television show in
Persia. The show made him an instant star. Young,
talented, and extremely handsome, he soon
became an icon all over the Middle East.
In 1978, Sattar migrated to the United States and
continued his singing career in Los Angeles,
California. In 1980, he got married and eventually
became a father. His career blossomed further
through the years, leading him on tours all over the
world.
As a caring individual, Sattar volunteers to perform
at charity events for causes he believes in
supporting. In September 2004 International
Further Studies Institute - I.F.S.I, conferred him with
an Honorary Doctorate award for his sincere
dedication and contribution to human kind, world of
art, and Persian music in particular.
With 40 years of fame, Sattar's career has been
dynamic. He has over 50 greatest hits, which
include the internationally known "Goleh Sangam"
and other hit songs such as "Shazdeh Khanoom",
"Sharhr-e Gham", "Hamsafar", "Gole Pooneh",
"Akharin Talash" and "Yegangi" among others.
The key to his longevity is his amazing vocal ability and melodious voice, which can
ranges from "Classic / Traditional (Dastgahi)" to the diverse sounds of present day "Pop
Music".

Sattar, is an Award winner in Persian Music, who receive two Golden Lioness Awards in
October 2005 from The World Academy of Arts, Literature, and Media - WAALM in
Budapest. He received his first award for his best Melodic Voice in Pop music and the
second award for his Vocal ability in Classic - Arranged.
Sattar is also among he panel of judges for the 'Next Persian Star Show' a similar
programme as the American Idol in search of pop vocal artist. The Next Persian Star
Show broadcasts from Germany by TV Persia to over 70 million viewers in Middle East,
North America and Europe.
ERSIN FAIKZADE, singer, writer, and
international volunteer was born in 1982 in Izmir,
Turkey, where he has completed the elementary
and secondary school. He has developed his
tenor technique through combining his interest in
music, which started at an early age with his
formal education.

After his mother got Multiple
Sclerosis, Faikzade devoted himself to the sick
and needy. With this objective in mind, he has
given many free concerts for various charitable
organisations in Turkey and Europe.
Between 2004-2008 he studied Public Relations
and Intercultural Communication at University of
Aberystwyth in Wales – England. During his
studies, he worked as a volunteer for various
projects including ‘Plast Lluest Day Service’, a
project supported by the European Union, which
pursues a better quality of life for the mentally
disabled. He also contributed to cultural and
social activities with autistic children and people
with the ‘Down syndrome’ for which he used his music talent to cure them.
Among other engagements, Oxfam Foundation, the Diana Memorial Fund/Foundation
can be named. Ersin Faikzade takes Diana’s loving
and caring character as his role model. He was
conferred the Welsh Medal of Excellence due to his
articles about Diana and his services for the Diana
Foundation/Fund.
Through applying the universal binding language of
music Ersin aims not only to promote Turkish music
but also to strengthen international dialogues
regardless of religion, language, social class or
background.
In this respect, in January 2009 he promoted
Turkish music by participating in the Intercultural
Dialogue Project of the European Youths in
Palermo, which was organised by the European
Union Commission of Sicily.
As a writer, Ersin published numerous articles on
various biographies, history, health and travel.
Among his publications, his writing on ‘Princess
Diana’, ‘Princess Süreyya Esfandiary’ an ‘Empress Farah Pahlavi’ are highly noted.
In his motherland, Ersin Faikzade is a member of the ‘Buca Disabled Society’, the
‘Multiple Sclerosis Society’, ‘Antalya People-Who-Do-Not-Know-Barriers Association’,
and ‘Turkish Education foundation (TEV)’ among others. At international level he is a
member of ‘The Diana - Princess of Wales organization’, ‘International Still's Disease
Foundation’, and ‘The World Friendship Force organization’. As for his outstanding
dedications, Ersin Faikzade is designated as the World’s Goodwill Ambassador to
International Human Rights Commission – IHRC (A non-profit organisation formed in Pakistan).
Ersin Faikzade has performed many cover songs in different languages, recorded an
album in Italian and his latest album will be released soon.
16 Temmuz 2011 Cumartesi
TRT VIZYON Dergisi ''ERSIN FAIKZADE''Röportajı Temmuz 2011
TRT Vizyon dergisi temmuz 2011 sayısında Ersin Faikzade konuk oldu.
''BİR MASAL KAHRAMANININ PEŞİNDEN'' Kendisini insanlık projelerine adayan uluslararası bir yardım gönüllüsü o...Türk müziğini Avrupalılara tanıtmak için çabalayan bir sanatçı... Verdiği konser...lerle hastalara,yaşlılara,yardıma muhtaç insanlara umut olmaya çalışan genç bir yürek...Birleşmiş milletler tarafından Türkiye nin 'İyi Niyet Elçisi' seçilen,İngiltere Prensesi Diana hakkındaki yazıları ve Diana vakfı hizmetlerinden dolayı Gal Nişanı ile ödüllendirilen Ersin Faikzade den bahsediyoruz... Ülkemizde ismi pek duyulmamış olsada dünyanın pek çok yerinde insanlar onu tanıyor,biliyor.Aslında bu röportaj,çok küçük yaşlarda annesinin yakalandığı hastalık nedeniyle hayatı hastane kolidorlarında geçen ve bu yüzden dünyaya bakışı değişen bir çocuğun bu güne uzanan ilginç hikayesi.

Amerika da yer alan Dünya sanat ve Diplomasi akademisi aylık dergisinde söyle diyordu benim icin ‘Bir sevgi Adamı,Dünyayı kucaklayan din,dil,ırk ayırt etmeyen,sevdi dolu kalbini insanlara açan yüreğinden şarkı söyleyen adam’’
henüz kücük bir yaşta en sevdiğim varlığım annemin hastalanması ve arkasından sosyal farkındalıklar ile gelişen, büyüyen bir Ersin….
Pek çok yerde toplumsal olaylarda adınız geçiyor. İnsanlar üzerinde bir farkındalık yaratmaya çalıştığınızı söylüyorsunuz. Nedir sizi bunu iten?
Küçük bir çocuk düşünün minik ellerini tutacak sıcak bir anne isteyen çocuk,annemin hastalığı ve kısa sürede yatağa mahkum kalması içimde derin yaralar açmıştı henüz ilk okul çağlarında ve en çok bir anneye ihtiyaç duyulacak çağdaydım ve annemin multiple skleroz hastalığı neticesinde derneklerde yer almaya başladım.Öncelikle Ms derneğinde acıları ile mücadele eden insanları dinliyor ,çareler üretmeye çalışanların arasında büyüyordum.Taptaze bir zihin sünger gibi onları çekti kendisine. Bir söz vermişti kücük Ersin,insanlara yardım edicekti artık.
Bunlarla ilgili ödülleriniz de var sanırım. Biraz bahseder misiniz?
Dernek çocugu Ersin,hayır işlerinde yer alıyordu artık en kücükten başlayan bu işler (mesela o yıllarda kermesler yapardım ,kıyafetler toplardım dar gelirli ailelere gelir saglardım) ve sesimin güzelligini anlayan degerli hocalar ve profosörler doğal yeteneğimin farkına varmışlardı ve eğitimler ile pekişince arkasından konserler gelmeye başladı ve ödüller,plaketler,başarı belgeleri,sertifikalar….
Ne gibi çalışmalarınız ya da girişimleriniz oluyor. Sadece konserler mi veriyorsunuz?
Türkiye deki edindiğim tecrübelerden sonra,2005 yılında İngiltere ye gitme kararı aldım gitme maksadım Engelli insanların batı dünyasındaki yerini ve sosyal hayattaki rollerini yakinen görmekti ve İngiltere nin Galler bölgesinde Aberystwyth şehrinde bir zihinsel engelliler merkezine gönüllü olarak girdim ve 13 ay bilfiil onlarla birlikte yaşadim,hayatlarının bir parçası oldum.
Onlara resim dersleri,bilgisayar ,okuma yazma ve müzik dersleri verdim,sergiler açtık yaptığımız çalışmalar ile.Kültürel hayatın içinde yer aldıklarını gördükçe kendi ülkemdede böyle olmalı diye hep düşündüm durdum.

Annenizin rahatsızlığı (sanırım ms) sizi nasıl etkiledi?
Ben her röportajımda her tv programında söylediğim gibi annemin hastalığı beni sanatçı yaptı. Zira ben bendeki yeteneği sosyal farkındalık yaratmak icin kullanma kararını bu sayede aldım.Dünyada yokturki müzikten etkilenmiyecek bir canlı dahi. Ve kültürler arası diyalogta hic bir dile gerek kalmadan en etkili yol yine müzik ve farklı müzik dallarını icra ederek değişik dillerde de bunu yaparak Dünya da pek cok ülkede ismimi duyurabildim.Sanatçı demek bir milletin,kültürünün yegane en iyi temsilcisidir.Bunu layıkı ile yapmaya çalışıyorum.
Peki, müzik hayatı nasıl başladı… Neler sığdırdınız kariyerinize? Bir müzik eğitimi aldınız mı?
Müzik hayatım derneklerde küçük bir çocuk iken başladı önceleri hastalara okuduğum babamdan öğrendiğim sanat müziği şarkılarını seslendiriyor ve küçücük bir çocuk nasıl oluyorda bu kadar eski eserleri bilebiliyor diyerek insanları şaşırtıyordum.Daha sonra Lise çağlarında artık koroların as solisti olarak konserlere çıkıyordum.Yılmaz Yüksel ,Avni Anıl gibi değerli hocalardan dersler aldıktan sonra rahmetli Avni Anıl’ın bana verdiği bu öğüt hep kulaklarımda kaldı ‘ sendeki ses çok yüksek ve güçlü çok iyi bir opera sanatçısı olabilirsin yada yapmaya çalıştığın gibi şan tekniği ile dünyaya açılabilirsın’’ nitekim yıllar sonra Sicilya Palermo da konser verdikten sonra İtalyan lar bana Yüksek Ses lakabını vermişlerdi.Çile bülbülüm Çile şarkısını daha modernize ederek okadar çok seslendirdimki Türkiye dede pek cok yer aldığı üzere ‘İtalyanlara ALLAH dedirten Tenor’’ olarak anılır oldum ve artık bu eseri Söylemediğim bir konser dahi yok neredeyse. İngiltere de Galler de üniversitede Şan tekniğini pekiştirirken bir yandandan Galli ünlü sanatçı Jez Dank ile dostlugumuz müzik sayesinde gelişmişti ve ondan cok şeyler öğrendim.
Sizi pek çok ülkede tanıyor insanlar. Hikâyenizi öğrenebilir miyiz?
Bazen buna inanın ben dahi şaşırıyorum emaillerimi ,mesajlarımı kontrol ederken gelen ülkelere dikkatim çevriliyor,tebrikleri yada benim ile sanki ailesinden birisiymişimki acılarını paylaşan insanları gördükçe heyecanım ve mutlulugum ikiye katlanıyor. Düşünün Arjantin den bir hayranım her sabah işine giderken arabasında benim seslendirdiğim şarkıları dinlediğini söylüyor yada Kanada da bir tv kanalı benim hayat öykümü yayımlıyor ,şarkılarımı ,sesimi övüyor. Fransa nın güney sahillerinde bir çok radyoda seslendirdiğim Fransızca Akdeniz şarkıları yayımlanıyor hayat öyküm ile birlikte. Niye hayat öyküm ile birlikte çünkü bir sosyal farkındalık yaratmak amaçlı olduğunu kavramışlar bu ülkelerdeki insanlar.Dünyada bir çok hayır kurumu ve dernek internet sayfalarında bir köşeyi baya ayırmışlar kısa belgeseller ile beni tanıtıyorlar farklı dillerde.Bunların hepsi, kıtalar arası dahi olsa fotoğraflardan ,videolardan yada birebir yapmış olduğum projelerdeki insanların samimiyetime,sevgime ,güven duymalarındandır.

Dünya çapında tanınan ünlü bir tenor olmanıza rağmen Türkiye’de fazla öne çıkmıyorsunuz. Neden?
Hummm burada düşünmek gerekli işte son aylarda bu soru bana çok sorulur oldu.Nedeni aslında çok açık ,birincisi benim yaptığım işler popülerlikten uzak Türkiye şartları için söylüyorum bunu.Dünyada tam tersi tabiî ki.İnsani degerlere verdiğim önem ön plana çıkıyor daha çok, oralarda bu çok önemsenirken,Türkiye de sanırım geri planda kalıyor.Ciddi sponsor şirketleri devreye giriyor ülkemizde ve onlarla iş yapmanız gerekli, tabiî ki iyi bir yerde olabilmek için.Ersin Faikzade deyince tanıyanların zihninde çok fazla güzellikler oluşuyor,farklı bir hayat farklı bir ses diye algılıyor insanlar.Yapılmayanı yapmak benimkisi, eee o zamanda tabiî ki zor olucak.Kalıcı olucak.Dünya hayatı nitekim gelip geçici ve arkada hoş bir seda bırakmak çok önemli, sanırım 29 yıla bunları sığdırabilmişim bakalım önümüzdeki yıllar daha neler göstericekler.Dünya nın pek çok yerinde seni ,yüreğinden seven insanları düşününce içinde bulunduğum sorunlardan bile bir an uzaklaşıyorum inanın.

Yurt dışı macerası nasıl başladı?
Yurt dışı maceram gerçekten bir masal bir hikaye gibi.Türkiye de yaptığım insani projeler ve yardımlaşma çalışmalarını bir kademe yukarıda nasıl yaşanıyoru görmek amacı ile başladı benim yolculuğum Avrupa Birliğinin bir projesine gönüllü yazıldım ve elimdeki dökümanlar ve sertifikalardan hemen beni davet ettiler.Ve ömrümün sonuna dek her dakikası muhteşem anılar ile dolu yıllar başladı. Her anımı her karemi ölümsüzleştirme isteği ile okadar cok materyal ile doluki şuanda evim.
Neden Galler?
Evet neden Galler,özellikle bir İzmirli olarak Galler çok soğuk gelir insana havası itibari ile.Ama orası ile özdeşleşmiş ve benim hayatıma yön veren bir kahraman vardı ,oda Galler Prensesi Lady Diana.
Prenses Diana’nın sizin için hep farklı bir yeri olmuş sanırım. Bu konudan biraz bahseder misiniz?
Prenses Diana deyince sanki hayatımın bir parçasından bahsediyormuş gibi hissederim ben,o olmazsa olmaz hani, sosyal farkındalık denince akla gelen yegane insan olarak kalıcaktır eminimki insanların kalplerinde ,o şöhretini saltanatını, hayırsever işler için kullanmış gerçek bir masal kahramanıydı,ve abartmadan bunu söyleyebiliyorum Dünyadaki en büyük Prenses Diana arşivlerinden biri bende yer alıyor tam 20 yıl bu arşivi toplayabilmek için uğraş verdim dünya nın pek çok yerinden materyaller,dönemin gazeteleri,manşetler,kapak oldugu binlerce dergi,video kasetler,giydiği kıyafetlerden tutun,düğünündeki bardak,tabağa ve kalemlerine kadar.Ailesinden Lord Spencer ve Lady Sara nın bile şaşırdığı çok büyük bir arşiv.Dünya nın farklı yerlerinden Diana hayranları özellikle Avusturalya dan Koliler dolusu kitaplar,materyaller ile evimi dolduruyorlar. Prenses Diana nın anısını yaşatmak için onun vakfı olan The Princess of Wales Memorial fund da görevler aldım.Kara mayınları çalışmaları ve vücudunun herhangi bir uzvunu kaybetmiş annem gibi insanlara yardım etmeye çalışıyorum halen.Bunlar bazen moral saatleri bazen de gelir sağlamak amaçlı oluyor.
İngiltere Prensesi Diana hakkındaki yazılarınızdan ve Diana Vakfı hizmetlerinizden dolayı Gal Nişanı ile ödüllendirildiğiniz doğru mu? Galler Prensesi Diana sayesinde dünyanın pek çok yerinde onun yardımseverligini örnek alan insanlar için orta dogunun prenses diana sı tabirleri ile anılır oldum. Özellikle insanlık projelerinde çekilmiş görüntülerimi toplayan insanlar bunları birleştirip farklı dillerde videolar hazırlayıp internet ortamında paylaşıyorlar.Diana nın hayatını konu alan bir çok belgesel hazırladım ve İngiltere deki fan club larda bunlar dağıtıldı. Bir çok yerli ve yabancı magazin dergilerinde Hikayeleştirdigim bu güzel 20. yüzyıl masal kahramınını defalarca yazdım.Özürlüler üzerine yaptığım projeler sonrası Gal Nişanına layık görüldüm.Bu nişanı pek çok resmimde gururla taşırım ve ona baktığımda anılarım canlanır daima.
Arşivciliğe nasıl merak saldınız?
Arşivciliğe merakım kesinlikle tarihe aşık bir babanın evladı olduğumdan ileri gelmiştir onun bana öğrettikleri zihnimde hep merak uyandırmıştır ve araştırmacı yönümün fazla gelişmiş olmasından bana söylenen her ismi,olayı not eder araştırırdım ,bazen kafamı internet den kaldıramadığım oluyor ,internet henüz bu kadar gelişmemişken eski kitapçıların kadrolu elemanları gibiydim adeta. Devamlı merakımı tatmin etmeye okumaya biriktirmeye çalışıyordum.Sanatçı olmasaydım kesinlikle gazeteci olurdum diye düşünüyorum yazmayı ve araştırmayı cok seviyorum.
Peki, neler var arşivinizde?
Osmanlı nın son döneminden,Cumhuriyetin ilk yıllarına damga vurmuş haberlere,Eski Hayat ve Ses mecmuaları,Radyo lu günlerin en sevilen dergileri Radyo alemi ve Radyo Haftası ,İran ın Son Sahı Muhammed Rıza ‘nın hayatının neredeyse tüm evreleri,Prenses Süreyya Esfandiary,İmparatorice Farah Diba Pehlevi, ve yakın tarihe damgasını vurmuş şahsiyetler.
Bunları defalarca birde ben yazıya döktüm ve yayımlandı.Ve belgesellerim.

Farah Diba’yla dostluğunuz nasıl başladı? Neler yaşandı?
İmparatorice Farah Pehlevi ile 2001 yılında tanıştık ona olan hayranlığım babaannemin ve babamın anlatımlarından sonra küçükken başlamıştı ve Türkiye ziyaretlerine dair arşivimde okadar çok fotograflar varki ve düşündümki Farah Diba da dahi bunlar yoktur ve bir belgesel hazırladım ve ortak arkadaşlarımız vasıtası ile ona ulaştırdım bunları ve çok mutlu olmuş beni aradı ve 2001 de vefat eden kızı Leyla için bir farsça ağıt okuyup ona hediye ettim.Oda bana bir resmini imzalayıp bir gümüş Persopolis sembolleri ile dolu bir vazo hediye etti.Daha sonraları her özel anımı onunla paylaşmışımdır özellikle babaannemin vefatında benimle yapmış olduğu hayata dair konuşma hep aklımda kaldı.Çoğu Amerikada sürgünde yaşayan İranlı bu sayede beni tanımıştır.Şarkılarımı dinlemişlerdir.
Birleşmiş Milletler tarafından Türkiye’nin İyi Niyet Elçisi seçildiniz. Nasıl oldu? Dünyada kaç kişi var? Dünya iyi niyet elçiliğine giden yol epey zorlu ve acılar ile geçti desem yeri var ,düşünün yatalak bir anneniz var bir yandan onunla ilgileniceksiniz bir yandanda dünyaya yetişeceksiniz bölünmüş bir hayat gibi benimkisi, hem heryere yetişmek isteği ile dolu ama bir yandan kısıtlanmak zorunda çünkü nitekim bir ailem var ve destek olmak zorundayım sevgi ile yaşayan anneciğime. Yapılan her projedeki insanların güzel enerjileri diyorum ben dünyayı sardı bir yerlerde anlatıldı konuşuldu bir genç var bizlerle denildi ,videolar ile dünyaya duyurulmaya çalışıldı.Birçok etkinlikte onur konuğu olarak davet edildim,konferanslar verdim,yaptıklarımı anlattım,konserler ile birleştirdim birazda eğlence ekledim bu hüzün kokan kaderlere ve sonucunda önce 2009 da Sicilya Palermo parlamentosunda konuşma yaptım ve arkası bu sekilde geldi ve Birleşmiş milletler Globcal uluslararası yardım örgütü İyi Niyet elçisi olarak beni dünyaya sundu ve 2011 mayısında ise Uluslar arası insan hakları örgütü (international human right comission) Londra merkezli, Ekselans Ünvanı ile birlikte beni Dünya barış ve insanlık elçisi olarak ilan etti ve diplomatik bir kimlik ile ödüllendirdi.Şimdilerde inanın uluslar arası basından röportajlara yetişemiyorum.Her sene 200 kişi yi, yapmış oldukları insani projeler sonucu değerlendirip bu ünvan ile ödüllendiriyorlar.
Neler yapar Ersin Faikzade yardımlar ve konserler dışındaki hayatında?
Ne yapar Ersin Faikzade ,neler yapmaz ki dans eder mesela çok çok severim dans etmeyi gözümü kapatıp müziğin ritimlerinde yüzmeyi. Seyahat etmeyi , gittiğim yerlerde yeni dostlar edinmeyi onlarla o anları paylaşmayı çok seviyorum ,ben her gittiğim ülkede yada şehrin koşullarına adapte oluyorum ve kalmak istiyorum daha sonraları çok özlüyorum ,özellikle Palermo da bunu çok yaşadım.Sokaklarda gençlerle dans etmek özgürce kimseleri düşünmeden…Yada Aberystywth şehri çok özel bir yer sanırım hayatımın en önemli bölümü orada geçtiğinden.Ama bizim ülkemizi hiçbir yer ile mukayese bile edemiyorum.Her karışı mukaddes ülkem.

Yakın zaman için ne gibi projeler var?
Bende proje bitermi hic hic boş durmayı sevmiyorum mesela en son yaptığım psikiyatri kliniğinde moral günleri ,çok çok güzeldi bu haftalarca sürdü. Adını vermiyeceğim sürpriz olsun , Orta Doğu nun dünyaca ünlü bir sanatçısı ile düet yapma gibi bir planımız var bunu hayata geçirmeye çalışacağız.
İyilik temalı albümler yapmak istiyorum herkesin beğenisine uyucak şarkılar,gönül telimizi titreticek yıllarca hafızalarda kalıcak besteler ve tarzlar olsun içinde istiyorum bakalım neler olucak… içinde sevgilerin, güzelliklerin olduğu her şey siz güzel okuyucuların olsun.
Sonsuz sevgilerimle Ersin FAİKZADE
19 Haziran 2011 Pazar
AMERİKAN DİPLOMASİ VE MEDYA AKADEMİSİ 'ERSİN FAİKZADE' Yİ KAPAK YAPTI!!!
AMERİKAN DİPLOMASİ VE MEDYA AKADEMİSİ 'ERSİN FAİKZADE' Yİ KAPAK YAPTI!!!

Dünya diplomasi,sanat ve medya akademisinde yer alan ''ERSIN FAIKZADE'' röportajının tümünü bu sayfada okuyabilirsiniz.
6Qs With Ersin Faikzade - Diplomatic Journal -On Role of Music in Social Awareness
The World Academy of Arts, Literature, and Media

On Role of Music in Social Awareness
''THE START AND END OF EVERY BEAUTY IS JUST,LOVE ''
ERSIN FAIKZADE
DJ: We know him as a man of love, dedicated
professional singer and Goodwill Ambassador.
Ersin Faikzade, welcome to our Journal.

EF: First of all, thank you for having me on
this beautiful pages and site, it is my great
pleasure to do this interview with you.
Introducing me as a man of love, reminds me
of my long voyage through which I
experienced lucky and unlucky years,
happiness and sorrow, friendship and
unfaithfulness, splendid times and illnesses
but also a love that cloaks all of them. To me,
the start and end of every beauty is just love.
DJ: Among various forms of arts and artistic
productions; ‘music’ has been predominantly
found a powerful medium of communication to
raise the bars of Social Awareness
internationally.
Q1 – As a vocalist, who performs in Turkish
language among others; how do you view the
role of music in raising social awareness at
large?

EF: Besides show and entertainment, music
should be performed for making people
aware of their social responsibilities. Having
concerts for charities and causes is a great
way of doing that. For example the charity
concert of BAND AID was a really good
example for such important mission.
In my view, music is a powerful medium that
should be used to assist understanding of our
social responsibilities.
DJ: You often emphasize on values such as
‘peace’ and ‘co-existence’.
Q2 – In your view, A) how can ‘Music’
contribute to promotion of understanding
and friendship? And B) What values you
would deem important for artists in order
for them to play their role effectively in their
societies?
EF: As for the first part of your question, in
my opinion Music is the most beautiful art in
the branch of humanities. Regardless of
nationalities, background or languages,
people can easily relate themselves to music.
For example when in Turkey I sing a song in
Italian language, people can sense it or when
in Italy I perform a Turkish song, they feel
me too. As civilization develops, music
develops with it too. Music can indeed get
people closer to each other. As for your
other question, I must say art is inspired by
“Creative Emotions”; therefore, artists have
this great responsibility to bring their
nations’ emotions to the word.
DJ: You have lent your talent to many
charitable events and organizations in Turkey
and recently named as Ambassador for Human
Rights.
Q3 – What makes you be so caring, and how
does giving back count?

EF: Love is the source of my life and I
cannot live without it. My mother suffered
from Multiple Sclerosis at the age of 25 and
it developed my sense of social responsibility
till this very day.
My dear mother was ill and bedridden at a
vey young age and I grew up with her pain,
and I promised myself that I'll support all
patients and the disabled as much as I can. I
have done my best with many charity
organisations in Turkey and when I went to
the UK, to Wales to study, I did a project for
mentally disabled people there. I feel helping
people in need is the purpose of my life.
Giving back is very rewarding, a positive
energy that never dies.

''I feel helping people in need is the purpose of my life'' Ersin Faikzade
Q4 – If you would be able to get one message
across the world, what would that massage
be?
EF: Life is better as we share it. Think of
others first.
There is a magnet in your heart that will
attract true friends. That magnet is
unselfishness. When you learn to live for
others, they will live for you.

''humanitarian projects will continue''
Q5 – As a talented vocalist with a powerful
voice, who could influence you and your
music? Any artists who inspired you?
EF: I am blessed with being able to sing in
different styles from Pop to Operatic and I
am humbled that I am well received by many
of my audiences in different parts of the
world especially in Italy and Turkey.
I took inspiration from very important
artists around the world for example,
Pavarotti, Alessandro Safina (Italy); Zeki
Müren , Ajda Pekkan (Turkey); Frank
Sinatra (America); Sattar (Iran), Enrico
Macias (France), they give me the inspiration
and indeed changed our lives in the world.
Q6 – For those who wish to follow you,
please tell us about your current and
upcoming projects and productions.
EF: I would like to thank all my fans, they
are very important to me. Well, the
humanitarian projects will continue. I have
plans to make an album in many languages,
benefiting a charitable institution. Also
would like to give a huge benefit concert for
disabled around the world as well as those
with MS and Cancer.
DJ: Ersin, thank you for accepting our
invitation to have this exclusive interview with
WAALM – Diplomatic Journal.
EF: My pleasure.
Link: www.ersinfaikzade.net

---------------------------------------------------------
WAALM - SCHOOL OF CULTURAL DIPLOMACY
www.waalmdiplomacy.org www.waalm.com
The World Academy of Arts, Literature & Media
- WAALM -
It supports, develops, and promotes the dramatic and
fine arts, creative writing and poetry, as well as
professional journalism and media productions.
WAALM regularly identifies and rewards excellence,
inspires practitioners, and benefits the public, by
means of an awarding event. As a nonprofit,
independent and secular organisation, WAALM
promotes cross-cultural activities and humanitarian
efforts.
WAALM – School of Cultural Diplomacy
It is a division of WAALM and the first ever School
of Cultural Diplomacy. It offers further and continuing
distance learning education for adults.
WAALM – School of Cultural Diplomacy is a secular,
non-governmental organisation (NGO) and belongs to
no political party.
Diplomatic Journal
It is an electronic journal, a media center for WAALM
– School of Cultural Diplomacy.
---------------------------------------------------------
these photographs were taken for the interview.
thanks for photographs by eren cavga
---------------------------------------------------------
Dünya diplomasi,sanat ve medya akademisinde yer alan ''ERSIN FAIKZADE'' röportajının tümünü bu sayfada okuyabilirsiniz.
6Qs With Ersin Faikzade - Diplomatic Journal -On Role of Music in Social Awareness
The World Academy of Arts, Literature, and Media
On Role of Music in Social Awareness
''THE START AND END OF EVERY BEAUTY IS JUST,LOVE ''
ERSIN FAIKZADE
DJ: We know him as a man of love, dedicated
professional singer and Goodwill Ambassador.
Ersin Faikzade, welcome to our Journal.
EF: First of all, thank you for having me on
this beautiful pages and site, it is my great
pleasure to do this interview with you.
Introducing me as a man of love, reminds me
of my long voyage through which I
experienced lucky and unlucky years,
happiness and sorrow, friendship and
unfaithfulness, splendid times and illnesses
but also a love that cloaks all of them. To me,
the start and end of every beauty is just love.
DJ: Among various forms of arts and artistic
productions; ‘music’ has been predominantly
found a powerful medium of communication to
raise the bars of Social Awareness
internationally.
Q1 – As a vocalist, who performs in Turkish
language among others; how do you view the
role of music in raising social awareness at
large?
EF: Besides show and entertainment, music
should be performed for making people
aware of their social responsibilities. Having
concerts for charities and causes is a great
way of doing that. For example the charity
concert of BAND AID was a really good
example for such important mission.
In my view, music is a powerful medium that
should be used to assist understanding of our
social responsibilities.
DJ: You often emphasize on values such as
‘peace’ and ‘co-existence’.
Q2 – In your view, A) how can ‘Music’
contribute to promotion of understanding
and friendship? And B) What values you
would deem important for artists in order
for them to play their role effectively in their
societies?
EF: As for the first part of your question, in
my opinion Music is the most beautiful art in
the branch of humanities. Regardless of
nationalities, background or languages,
people can easily relate themselves to music.
For example when in Turkey I sing a song in
Italian language, people can sense it or when
in Italy I perform a Turkish song, they feel
me too. As civilization develops, music
develops with it too. Music can indeed get
people closer to each other. As for your
other question, I must say art is inspired by
“Creative Emotions”; therefore, artists have
this great responsibility to bring their
nations’ emotions to the word.
DJ: You have lent your talent to many
charitable events and organizations in Turkey
and recently named as Ambassador for Human
Rights.
Q3 – What makes you be so caring, and how
does giving back count?

EF: Love is the source of my life and I
cannot live without it. My mother suffered
from Multiple Sclerosis at the age of 25 and
it developed my sense of social responsibility
till this very day.
My dear mother was ill and bedridden at a
vey young age and I grew up with her pain,
and I promised myself that I'll support all
patients and the disabled as much as I can. I
have done my best with many charity
organisations in Turkey and when I went to
the UK, to Wales to study, I did a project for
mentally disabled people there. I feel helping
people in need is the purpose of my life.
Giving back is very rewarding, a positive
energy that never dies.

''I feel helping people in need is the purpose of my life'' Ersin Faikzade
Q4 – If you would be able to get one message
across the world, what would that massage
be?
EF: Life is better as we share it. Think of
others first.
There is a magnet in your heart that will
attract true friends. That magnet is
unselfishness. When you learn to live for
others, they will live for you.
''humanitarian projects will continue''
Q5 – As a talented vocalist with a powerful
voice, who could influence you and your
music? Any artists who inspired you?
EF: I am blessed with being able to sing in
different styles from Pop to Operatic and I
am humbled that I am well received by many
of my audiences in different parts of the
world especially in Italy and Turkey.
I took inspiration from very important
artists around the world for example,
Pavarotti, Alessandro Safina (Italy); Zeki
Müren , Ajda Pekkan (Turkey); Frank
Sinatra (America); Sattar (Iran), Enrico
Macias (France), they give me the inspiration
and indeed changed our lives in the world.
Q6 – For those who wish to follow you,
please tell us about your current and
upcoming projects and productions.
EF: I would like to thank all my fans, they
are very important to me. Well, the
humanitarian projects will continue. I have
plans to make an album in many languages,
benefiting a charitable institution. Also
would like to give a huge benefit concert for
disabled around the world as well as those
with MS and Cancer.
DJ: Ersin, thank you for accepting our
invitation to have this exclusive interview with
WAALM – Diplomatic Journal.
EF: My pleasure.
Link: www.ersinfaikzade.net
---------------------------------------------------------
WAALM - SCHOOL OF CULTURAL DIPLOMACY
www.waalmdiplomacy.org www.waalm.com
The World Academy of Arts, Literature & Media
- WAALM -
It supports, develops, and promotes the dramatic and
fine arts, creative writing and poetry, as well as
professional journalism and media productions.
WAALM regularly identifies and rewards excellence,
inspires practitioners, and benefits the public, by
means of an awarding event. As a nonprofit,
independent and secular organisation, WAALM
promotes cross-cultural activities and humanitarian
efforts.
WAALM – School of Cultural Diplomacy
It is a division of WAALM and the first ever School
of Cultural Diplomacy. It offers further and continuing
distance learning education for adults.
WAALM – School of Cultural Diplomacy is a secular,
non-governmental organisation (NGO) and belongs to
no political party.
Diplomatic Journal
It is an electronic journal, a media center for WAALM
– School of Cultural Diplomacy.
---------------------------------------------------------
these photographs were taken for the interview.
thanks for photographs by eren cavga
---------------------------------------------------------
1 Haziran 2011 Çarşamba
SESİYLE"ŞİFA" VERİYOR-T.C. BAŞBAKANLIK BASIN - YAYIN ve ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
T.C. BAŞBAKANLIK BASIN - YAYIN sitesinde 'Ersin Faikzade' haberi.
Küçükken annesinin yakalandığı MS hastalığı nedeniyle hastane koridorlarında büyüyen Ersin Faikzade, ses sanatçısı olduktan sonra düzenlediği yardım konserlerinden elde edilen gelirle hastalara umut oluyor. aikzade, , EthemZekiye Faikzade çiftinin küçük çocuğu olarak 1982 yılında İzmir'de dünyaya geldiğini, mutlu aile tablosunun annesinin 1987 yılında hastalanmasıyla bozulduğunu anlattı. Annesinin yatağa bağımlı hale geldiğini ve kendisini büyükannesinin yetiştirdiğini ifade eden Faikzade, annesinin hastalığından çok etkilendiğini, bu nedenle İngiltere'de burslu olarak ''sosyal farkındalık'' eğitimi aldığını belirtti. İngiltere'de yaşadığı dönemde çeşitli projelerde gönüllü olarak çalıştığını, engellilerin daha kaliteli yaşamalarını hedefleyen ve AB tarafından desteklenen bir projeye de katıldığını söyleyen Ersin Faikzade, proje kapsamında 12 ay boyunca galler prensliginde engellilerle birlikte yaşadığını, otistik ve down sendromlu insanlarla birlikte kültürel ve sosyal aktivitelerde bulunduğunu anlattı. Diana Vakfı'nda gönüllü olarak yer aldığını, vakfa yaptığı yardımlar nedeniyle de Gal Nişanı aldığını kaydeden Ersin Faikzade, 4.3 oktavlık sese sahip olduğunu, sesini de hastalara şifa vermeye yardımcı olmak için kullandığını dile getirdi. İtalya'da aldığı şan dersleriyle kendini müzik alanında geliştirdiğini de kaydeden Faikzade, hastalıklarla mücadele eden dernekler yararına konserlere katılarak Türk Sanat Müziği eserlerinden pop müzik şarkılarına kadar birçok parçanın yer aldığı repertuvarını seslendirdiğini anlattı. Türkiye'de Buca Engelliler Derneği, Multiple Sclerosis Derneği, Cüzzamla Savaş Derneği, Antalya Engel Tanımayanlar Derneği, Türk Eğitim Vakfı ve Anneler Derneği'ne üye olan Faikzade, uluslararası düzeyde de Avrupa Birliği Eski Gönüllüler, Princess of Wales DIANA, International Still's Diease Foundation, The World Frindship Force kuruluşlarına üyeliğinin bulunduğunu, tüm dernekler yararına düzenlenen konserlerde yer aldığını belirtti. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki sosyal yardım projelerine katılan ve 10 ülkedeki kuruluşlarla işbirliği yapan Ersin Faikzade, 25 yıldır yatağa bağımlı olan annesine bakmak için Türkiye'ye geri döndüğünü ifade etti.
www.byegm.gov.tr/dis-basinda-turkiye.aspx?d=29.05.2011&act=2&ahid=21470#
20 Mayıs 2011 Cuma
as magazin- as Röportaj / ERSİN FAİKZADE
Adına birçok ülkede funclublar açılan, dünyanın birçok ülkesinde insanlık projelerinde yer almış ve hayatını hasta ve engellilere adamış bir isim… Birleşmiş Milletler’in seçtiği Türkiye’nin iyi niyet elçisi olan dünyaca ünlü sanatçımız Ersin Faikzade ve keyifli sohbeti…
Öncelikle merhabalar Ersin Bey,
Kendinizden kelimelerin kifayetsiz kalacağı uzun bir hikâye diye bahsediyorsunuz. Bize biraz kendinizi anlatır mısınız?
Öncelikle çok teşekkür ediyorum bu güzel sayfaları bana ayırdığınız için,kimdir Ersin Faikzade diye sorulduğunda akıllara gelen şey sanıyorum ki bir sevgi adamı, bir iyi niyet elçisi yada bir ses sanatçısı… Tabiî ki gönül ister ki kimdir Ersin Faikzade diye sorulduğunda, üçüncü bir kişinin yada dünyanın herhangi bir yerinde bir projede yer alarak yardımcı olabildiği bir kişiden onu dinlemek. Düşünün farklı ırklar farklı diller, kültürler ama aralarında bir küçük çocuk, o da Ersin idi. Hayatın verdiği bir rol benimkisi. O rol ise sevgi ,koşulsuz sevgiyi insanlara dağıtmak. Birileri sizi bekliyor dünyanın herhangi bir yerinde ,ona gitmek gerekli… Bu ben olurum yada başkası, ama birilerinin farkındalığı yaratması gerekli.
Çok küçük yaşlarda toplumsal konularla ilgilenmeye başlamışsınız. Sizi bu yaşlarda bu kadar sorumluluk duygusuna sahip kılan ne oldu?
Henüz küçücük bir çocuk iken güzelliği ve hanımefendiliği ile göz önünde olan anneciğim multip skleroz hastalığına yakalandı ve bu hastalık çok çabuk ilerleyerek onu yatağa mahkum etti. Küçük bir çocuk ne isterdi ki; anneciği dışında, yanında o olsun dünya ne olursa olsun…. Onun mahsun bakan gözleri benim yanı başımda dur der gibi halleri o yaşlarda birşeyler yapmam gerektiği fikrini bana verdi. O manalı bakan gözler bana bir yol açtı. Açılan yol evrenseldi.
Dünyanın pek çok ülkesinde engellilere, hastalara ve yaşlılara yönelik yardım çalışmaları yaptınız ve ödüller aldınız. Bunlardan biraz bahseder misiniz?
Kendime artık bir söz vermiştim ben, bu söz de insanlara yardımcı olmaktı, herkesten farklı olacaktım. Daha ben o yıllarda iken kendimi belli etmişim ki, ilkokul sıralarından üniversiteye kadar ögretmenlerimin hep gözde ismi olarak kalmışımdır. Öğretmenlerim bu çocuk farklı diye söylenir durur, beni hep yaşıtlarım gibi olmaya teşvik ederlerdi. Mesela herkes futbol oynamaya giderken ben bir yaşlı teyze yada dilencinin sorunlarını dinlemeye giderdim, sonra kampanya dediğim kutular yapar yardımlar toplamaya çalışırdım. Anneciğimin ms derneği ile tanışması ile ben de artık dernekçi bir çocuk olmustum, görevlerim vardı artık,daha etkin calışıyordum. Planlı ve birçok şey öğrendim sosyal projeler hakkında,derken bu diğer derneklere geçmemi sağladı. Henüz 17 yasındayken Türkiye’de birçok derneğin onursal üyesiydim düşünebiliyor musunuz? Ve çocukluk dönemime damgasını vurmuş bir isim de, Prenses Diana olmustu ve onun bana getirdikleri…Ufkumu adeta açmıştı Diana ,onun her yaptığını takip eder olmuştum. Şimdi geriye bakıldığında dev arşivlerimde İngilizleri kıskandıracak kadar çok materyal ile doluyum.(uluslar arası basın,kitaplar,video kasetler,dergiler,esyalar) Derneklerin çocuğu olan Ersin, artık plaketler ile ödüllendiriliyordu tabiî ki. İngiltere’deki insanlık çalışmalarım “Gal nişanı” ile ödüllendirildi.
Yardımlarınız sadece konserler vererek gerçekleşmediğini biliyoruz. Müzik dışında ne tarz destekler veriyorsunuz?
Hayır ben sadece konserler ile değil,tüm ruhum ve bedenim ile engelli dostlarımın yanında oluyorum, tüm acılarımızı sevinçlerimizi paylaştığımız büyük bir aileyiz biz. Bu sadece Türkiye’ de değil dünyanın pek çok yerinde artık böyle. Verdiğim koşulsuz sevgi, geriye büyük bir sel olarak döndü bana. İngiltere’nin Galler Bölgesi’nde Aberystwyth şehrinde (orta Gallerin kültür kenti) 13 ay zihinsel engelliler, down sendromu, spastik özürlülerin yer aldığı bir şatoda gönüllü olarak yaşadım. Onların yaşamlarına ortak olmaya calıştım. Ne yaptım onlar için? Gündelik hayatlarını ben organize ettim ,devletin bu yönde büyük bir harcaması var bu kurumlara, kurslar verdim mesela bilgisayar kullanma,resim ve müzik kursları gibi. Haftanın 6 günü onlarla birlikte birçok organizasyonda hep beraber olduk. Kurum devlet kurumu ve rüya gibi bir merkezdi. Orada geçirdiğim aylar hayatımın en büyük tecrübesi ve unutulmaz anlarıydı. Bu 13 ay İngilizler tarafından kısa bir belgesel olarak dvd ye çekilmisti ve şehir halkına dagıtıldı, daha sonra da internet üzerinden tüm dünyaya yayıldı. Ve devam eden yıllarda benim tüm dünyada projeler yapmama ve yayılmama basamak oldu. 2009 eylül ayında Amerika’da dünya “iyi niyet elçisi”, 2011 mart ayında Pakistan’da “insan hakları elçisi” ünvanlarına layık görüldüm. İtalya’da ise “yüksek ses” lakabı takıldı….Artık üniversitelerde hayatımı konu alan yada engellilik, dünya barışı konulu konferans ve panellere davet ediliyorum.
Peki, müzik kariyeriniz nasıl başladı? Müziğin hayatınızdaki yeri ve yaptığınız müzikle ilgili neler söylemek istersiniz?
Müzik, ben daha küçük bir çocukken bende kendini fazlasıyla hissettiren yegane unsur oldu. Yaprak hışırtıları yada yağmurun sesini saatlerce dinler onlara eşlik eder şarkılar söylerdim. Dağlarda, tepelerde yankı olabilecek heryerde çılgınlar gibi şarkılar söylerdim. Sonra derneklerde duyulmaya başlayınca bir büyüğüm tarafından hemen eğitim almam için teşvik edildi. Önce sanat müziği eğitimlerim başladı ve çok değerli hocalara gittim. Bunlardan en özeli sanırım hep rahmetli Avni Anıl olacaktır. Onun eserlerini hep çok sevdim. Ama rahmetli Avni Bey bana sesimin çok güçlü olduğunu ve sen dünya müziği yapmalısın diye hep telkinlerde bulundu. İnsan kendinde olunca pek fark etmiyor sanırım. Daha sonraları ergenlik çağı sonrası sesim daha da güclendi. Ve şan egitimlerim başladı , İzmir’de artık korolar bensiz konser vermez olmuştu. Genç delikanlısın ama assolist çıkıyorsun. Önce seyirciler şaşırıyor, dinlemeye başlayınca alkış ve ıslıkların uğultusundan ben dahi ürküyordum.
Yani sanat müziği ile başlayan serüven İngiltere’de dünya müziğine adım atmamla benim yardım faaliyetlerim gibi evrensel bir kimlik aldı. Çünkü İngiltere’deki etnik çeşitlilik benim aç olan müzik zihnim daha çok farklı dil ve şarkı ögrenmelisin fikri ile doluyordu. Her duyduğum melodiyi kayıt eder hale geldim, düşünün repertuarımda ve arşivlerimde binlerce eser var şuanda. Operadan,Latin şarkılarına,Fransız romantizminden, Yunan neşeli şarkılarına ve Türk müziğimizin büyüleyici eserlerine kadar birçok eser… Ve insanların bunları dinlemesi için devamlı internette paylaşıyorum. Mesela bir radyo kurdum. 5 farklı dilde yayın yapıyor ve tüm dünyada internet üzerinden dinleniyor. (www.radiofaikzade.com) Bu sayede Fransa , İtalya, Kanada, Latin Amerika’da birçok radyoda sitelerde hayat hikayem ile birlikte çalınan şarkıları duyabiliyorsunuz ve bunlara fan clublar da eklenince fotoğraflarım uluslararası isimler ile yan yana konulmaya başladı. Birçok ülkeden röportaj yaptığım dergiler oluyor artık.
Dünya çapında tanınan ünlü bir tenor olmanıza rağmen Türkiye’de fazla öne çıkmıyorsunuz. Bunun nedeni sizce nedir?
İnternet sitem yada sosyal paylaşım siteleri Facebook’tan özellikle binlerce mesaj alıyorum. Neden sizi Türkiye’de daha fazla göremiyoruz? Lütfen, sizi izlemek, dinlemek istiyoruz diye. Bazı şehirlerde verdiğim konserlere fan sayfamdaki sevenlerim nerede olursa olsun katılıyorlar ,bu yorgunluğa üzülsem de, beni takip etmeleri hoşuma gidiyor. İnsanlar beni dinlerken şunu söylüyorlar, sen ruhunla şarkı söylüyorsun, bu hangi dilde olursa olsun, inanın ben bunu bir İspanya konserinde İspanyol’dan da bir Amerikalı’dan da duydum. Demekki karşıya bunu verebiliyorum ,Türkiye’de yavaş yavaş artacakdır konserler ve daha sonra albümlerimiz. Kimseyi kayıtsız kalmakla suçlayamam ,çünkü hakkımda çok fazla tam sayfa haber görüyorum ben gazetelerde, bunlar çoğaldıkça insanlar bana kucak açacaktır eminim,benim öncelikli amacım çünkü insanlığa hizmetti ,bu insanlık projeleri ömrümün sonuna kadar devam edecektir. Gücümün yettiği yere kadar ve konserlerimde tabiî ki. Bestelerim dahi insanlığı ve evrenselliği anlatıyor. Ruhum o kadar insan sevgisi ile dolu ki. Bu arada yazdığım yazılar ve kısa belgesellerimde dünyada çok sevildi. Özellikle eski İran kraliçesi Prenses Süreyya ve İmparatoriçe Farah Pehlevi hakkında yayınladıklarım çok ilgi gördü. Bu ilgi İmparatoriçe Farah Pehlevi ile arkadaş olamamı sağladı. Newyork’ta yaşayan İmparatoriçe’nin hanımefendiği hayranlık uyandırıcı.
Farklı dillerde birçok eser seslendiriyorsunuz. Seslendirdiğiniz Türkçe eserlerde yabancıların tepkileri nasıl oluyor? Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz konserlerde başınıza gelen ilginç olayları anlatır mısınız?
Evet değişik dillerde özellikle Akdeniz dillerinde şarkılarım cok seviliyor.(İtalyan,İspanyol Fransız) İnternette birçok site yada radyoda bunlar dinleniyor. Türkçe eserler seslendirirken ilk düşündügüm dinleyenlerimin tepkileri acaba ne olacaktı şeklindeydi ama şan tekniği ile seslendirdiğimde batı formalarında algılıyorlar ve kulaklarına çok hoş geldiklerini takdirlerinde anlıyorum.
İtalyada konser veriyorum,bir dizi konserlerdi bunlar. Proje için gittiğim Sicilya Adası bana konser mekanı olacaktı daha sonra. İtalyanca eserlerden sonra benimle adeta özdeşleşen ‘Çile Bülbülüm Çile’ şarkısını okuyunca ilk önce şaşkınlık ifadesi gördüm insanlarda ve daha sonra hep bir ağızdan ‘Allah’ demeleri beni mutluluk sarhoşu yapmıştı. Zaten bundan sonra da heryerde okumadan geçmediğim en çok icra ettiğim şarkı oldu. Bu yüzdende ‘İtalyanlara Allah dedirten tenor’ olarak anılır oldum basında.
Nisan ayında yapılacak olan Prens Wiiliams ve Kate Middleton’un düğününe davet edildiniz. Bu davetle ilgili neler söylemek istersiniz. Davet nasıl gerçekleşti ve daveti aldığınızdaki duygularınız nasıldı?
Aslında bu daveti beklemiştim nedeni ise şu dünya üzerinde milyonlarca Prenses Diana hayranı var. Hala onu yaşatıyorlar ama sanırım benim kadar onun dünyaya verdiği sevgi ve sıcaklığı sunan çok fazla insan yok. İngilizler dahi bu sevgiye şaşırıp bana saygı gösteriyorlardı, düşünün her 31 Ağustos tarihinde anma törenleri yapılır ve ben orada olmasam dahi benim resimlerim Kensington Sarayı’nın önündeki panolar ve Northamtonshire Kasabası’nda Diana’ nın doğduğu Althorp Malikanesi’ne asılır yıllardır. Prenses Diana sevenlerinin sevgilisi oldum adeta dünyada ve tanıştığım çok değerli insanlar oldu bu sayede ,Leydi Bety Taylor ile çok güzel bir dostluğumuz var artık ve onun davetlisi olarak da davet edilmek benim için oldukça onur verici. 2007 yılında Londra’nın ve dünyanın en büyük stadyumu olan Wembley Stadyumu’nda dünyanın en büyük sanatçılarının katıldığı 8 saat süren bir rekor konser organizasyonunda Prens William,Harry ve arkadaşları ile aynı platformdaydım. Birçok dergide bu fotoğraflar defalarca basılmıştır hayat öyküm ile birlikte. İtalya’da dünyanın stil ikonu erkekleri arasında resimlerim yer alıyor.İnternette bunlara ulaşmak çok kolay. Özellikle Sicilya Sokakları’nda çekilmiş fotografım başı çekiyor.
İleriye yönelik başka ne gibi projeleriniz var?
Türkiye’de yapmak istediğim çok şeyler var, mesela bestelerimin de yer alacağı ve dünyanın sevilen şarkılarından oluşan bir albüm ve her albüm ayrı bir heyecan ve tarzda olsun istiyorum. ‘Sizi dinlemek istiyoruz’ diyen sevenlerimin beni takip etmesi yerine benim onlara gitmem ancak albüm ve konser turneleri ile olabilir. Özellikle Başkentimiz Ankara’da bir organizasyon yapmayı çok istiyorum. Düşünsenize medeniyetler kardeşliği konserleri,farklı dillerde en sevilen şarkılar…
Peki, Türkiye’de engelli vatandaşlar için yapılan yardımlar ne düzeyde? Sizce yapılan yardımlar yeterli mi?
Tabiî ki Türkiye’de bu konuda birilerinin başı çekmesi gerekiyor. Çünkü azımsanmayacak kadar çok büyük bir nüfus var ülkemizde, aksi takdirde gündelik hayatın getirdikleri ve yorucu yaşam koşullarında ikinci planda kaldıkları kesin . Bana gelen tebrik mektup ve maillerinde en çok beni mutlu eden genç arkadaşlarımın ,yaşıtlarımın sizi örnek alıyoruz, sizin sayenizde bir huzur evine gittik ,bir engelli projesinde yer alıyoruz demeleri ve bana bunu anlatmaları. Bu sadece Türkiye’de değil dünyanın pek çok yerinden bu tarz mesajlar alınca, evet Ersin Faikzade diyorum kendime, sen bunu başardın…Daha büyük kitlelere ulaşmak en büyük hayalim…
Son olarak as okuyucularına neler söylemek istersiniz?
İnsanı insan yapan dünyanın neresine giderseniz gidin kesinlikle dürüstlük,içtenlik ve farkındalık. Bunları yeteri kadar taşıdıgınız sürece insanların saygı ve sevgisini kazanıyorsunuz. İlle de hayatınızı vakfetmeniz gerekmiyor, bunun için karşınıza çıkan bir yaşlı büyüğümüze yada engelli bir dostumuza gülümseyin, ailenize daha sıkı sarılın hayattaki en büyük hakiki sevgiyi onlarda görüceksiniz. Zira hayat çok kısa ve yaşayacaksınız hayatınızdaki pozitif değisimleri…. Sevgi ve en güzel aşk melodileri ile harmanlayın kendinizi. Hayal edin bu dünya bizim ve paylaşın sevgilerinizi, ben hayal ettim ve oldu.
Sevgilerimle
Röportaj: Ali DELLAL
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















